Timurlu Devleti

Merhabalar değerli Bilimsell.com okuyucuları !

Bugünkü yazımızda Timurlu Devleti ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağız.  Vereceğimiz bilgiler 02.06.2017  tarihindeki Sanat Tarihi dersinden öğrenilmiş olup , buraya aktarılmıştır. Keyifli okumalar dileriz.

Moğol Hükümdarı Cengiz Han, Türkmenistan’ın yönetimini oğlu Çağatay’a bırakır. Ancak Çağatay Han, bölgede bir türlü hâkimiyet kuramamış ve kabile reisleri yönetimde daha çok söz sahibi olmuştur. Sonunda, Türk soyundan gelen Timur, Çağatay Moğollarını yenerek 1370 yılında Semerkand ’da tahta oturur. Kısa sürede bütün İran’ı işgal eden Timur sınırlarını Rusya’da Moskova, Hindistan’da Dehli’ye kadar genişletir. Anadolu’ya geçerek 1402’deki Ankara savaşında Yıldırım Beyazıd’ı yenerek imparatorluğunun en üst sınırlarına ulaşır. Kendine başkent seçtiği Semerkand’ı türlü binalarla donatır.

Timur’dan sonra tahta oğlu Şahruh (1404-1447) geçer. Hükümet merkezini Semerkand’dan Herat’a taşır ve oğlu Uluğ Bey’i Semerkand’a vali tayin eder. Uluğ Bey, Horasan ve Maveraünnehr bölgelerini yüksek bir sanat ve kültür merkezine dönüştürmüş ve birçok eser ortaya konmuştur.

Timurlu Devletinin bu yükselişi Ebu Said (1451-1468) döneminde de devam eder. Bu tarihten sonra sınırlar daralmaya başlasa da gücünü korumaya devam eder. Son Timur hükümdarı Hüseyin Baykara (1468-1505)’dır. Veziri olan ünlü Türk alimi Ali Şir Nevai ile birlikte Herat’ı bir kültür ve sanat merkezine dönüştürür.

Hüseyin Baykara’nın ölümünden sonra İmparatorluk dağılır. Safeviler tarafından önce Semerkad ardında da Herat’tan atılırlar. Yurtsuz kalan Timurlar Kuzey Hindistan’a yönelerek Babur önderliğinde yeni bir imparatorluğun temelini atarlar.

Yeni bir devlet kuran Timur, başkent olarak seçtiği Semekând’ta geniş çaplı bir imar faaliyetine girişmiştir. Ele geçirdiği ülkelerdeki usta ve sanatkârları burada toplayarak yeni yerleşim yerlerinin imarı için görevlendirmiştir. Onun yaptırdığı eserlerin en başında Gök Saray gelmektedir. Yine torunu için yaptırdığı Gur-i Mir Türbesi ve Hoca Ahmed-i Yesevi Hankâh’ı dönemin önemli yapıları arasındadır.

Timur’un oğlu Şahruh’da devlet merkezi olarak seçtiği Herat’ı bu amaca uygun olarak yeniden imar ettirmiştir. Onun bu çabasına oğulları ve hanımları da katılarak destek vermiş ve birçok eser yaptırmışlardır.

Oğullarından Uluğ Bey, daha çok eğitim ve ilime önem vermiş ve bu amaçla birçok medrese ile birlikte bir de rasathane inşa ettirmiştir. Yine onun döneminde İsfahan ve Şiraz gibi şehirlerde medreselerle birlikte han, hamam, darüşşifa ve birçok konak inşa edilmiştir.

Uluğ Bey’in ölümünden sonra imar faaliyetlerinde bir durgunluk görünse de Hüseyin Baykara devrinde Herat gerek siyasi, gerekse kültür merkezi olarak yeniden yükselir. Onun uzun saltanatı sırasında Herat, daha da gelişerek zenginleşir ve yeni yapılarla donatılır. Hükümdar başta olmak üzere bütün devlet adamları ve varlıklı kimseler medrese, kütüphane, kervansaray, hamam, darüşşifa, imaret ve köprü gibi hem idari hem de sosyal yardım kurumları yaptırmışlardır. Hüseyin Baykara kendisine ikametgâh olarak şehrin kuzeydoğusunda bir saray da yaptırmıştır. Geniş bir alana yayılan ve Cihanârâ adı verilen saray ,  bahçeler içerindeki birçok yapıdan oluşmaktaydı.

Aynı dönemde, Hüseyin Baykara’nın vezirliğini de yapan,  devletin en nüfuzlu ve zengin kişi olan ilim adamı Ali Şir Nevai yalnızca Herat ve Horasan’da 370 tane hayır eseri yaptırmıştır. Bu bile Timurlu Devletinin gücü ve zenginliğini göstermektedir.

Timur devri mimarisinde göze çarpan ilk özellik binaların yüksekliği ve dış cephe süslemesidir. Kubbeler, eski geleneklerin aksine iç hacmin genişliği ile sınırlı kalmaz. Kendine has özellik gösteren bu armudi şeklindeki kubbeler dışa doğru genişleyerek yükselirler. Bu kubbe örtü fonksiyonu yanında yükseklik nispeti sağlayan simgesel bir görünüm kazanır.

Dönemin belki de en önemli özelliği ise cephelerdeki çini kaplamalardır. Bütün cepheyi kaplayan bu çinilerde o zamana kadar görülmeyen bir renk zenginliği vardır. Binaların görülebilen bütün yerleri bu çok renkli çinilerle oluşturulan bitkisel, geometrik ve yazısal kompozisyonlarla süslenmiştir.

İster yapısal, ister süsleme bakımından olsun Timurlu devri mimarisi ulaştığı üstün seviye ile Avrupa’da “Timurlu Rönesansı” olarak adlandırılmıştır. Bu mimari üslup 16.yy’da Safeviler tarafından sürdürülerek günümüze kadar devam edip gelmiştir.

Konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isterseniz TDV İslam Ansiklopedisi ‘nden vereceğimiz linkten yararlanabilirsiniz.

TİMURLU DEVLETI | EK KAYNAK 

Timurlu Devleti ile ilgili video izlemek isterseniz ; 

 

Timurlu Devleti ile ilgili yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Bir sonraki yazımızda görüşünceye dek esen kalın…

Görüşleriniz bizim için önemli , yorumlarınızı iletebilirsiniz.